İstanbul Modern:Yok Olmadan

İstanbul Modern, 2016 yılını doğayı yücelten ve çevresel farkındalığı gündeme getiren bir sergiyle karşılıyor: “YOK OLMADAN”. Sergi, doğayla ilgili kavramsal araştırmalar yapan ve ekolojik meseleleri sanatsal pratiğinin temeline alan sanatçılardan bir seçki sunuyor. Farklı dönemlerden sanatçıların doğaya bakışlarını ve “sürdürülebilirlik” kavramıyla çetrefilli ilişkilerini yansıtan çalışmalar, insanın ekosistem ile etkileşimine dair farklı yorum ve öngörüler içeriyor. Sergide Türkiye ve farklı coğrafyalardan yirmi sanatçı ve sanat grubunun resim, heykel, yerleştirme, fotoğraf ve hareketli görüntülerine yer veriliyor.

Hızı kesilmiş düşüş / Bas Jan Ader;

Doğa kanunları ile özellikle yer çekimi ile oynamayı seven sanatçı bu eserinde beyaz bir perde üzerine yansıtılan görüntüde ağaçta kollarıyla sallanmakta olan ve hızla yere düşen bir insanı ele almış. İnsan düşmemek için çabalarken bir süre sonra çabasının beyhude olduğunu anlar ve yer çekimine yenik düşer. Çabalamayı bırakan insanın kollarına ve bacaklarına yavaş yavaş binen yük onu aşağı çeker.

Sanatçının “planlı kazalar” olarak kurguladığı bu benzeri düşmeler insan hayatında ki başarısızlık,rastlansallık,kayıp ve hüznü tema alır.

Esere bakarken perdeye dala kalan bir teyzenin eşliğinde almak istedim bende karemi.

Pae White;

Işık terapisi işlevi gören bir duvar yapıtı olarak tasarladığı mekana özgü yerleştirme yapan sanatçı,hafif renklerin değişiklikleriyle gün ışığını taklit eden beyaz neonlar aracılığı ile mevsimsel duygudurum bozukluğunu hafifletmeyi amaçlar. Neon parçallar gelişigüzel bir biçimde duvarlara saçılarak izleyicinin içine çekileceği mutluluk verici bir alan oluşturmaktadır.

Malzemelerin kullanılarak mekana görünmez bir duygunun yüklenmesi ve bunu içinizde hissetmek çok etkileyici.

Kıyamet/ Bıngyı;

2011 yılından itibaren Çin’in güneybatısında ki Siçuan eyaletine giden sanatçı 20 m’lik bir ipek rulo üzerine resim yapar.

2008 yılında 70bin kişinin deprem/sel sonucu öldüğü Siçuan eyaletinden çıkan ekolojik çıkarımların etkilerini bu eserde görmek mümkündür. Eser bir yanda felaketle gelen ölümcül dehşeti bir yanda doğanın başaçıkılamaz gücünü ele alır.

Tarihsel ve edebi kaynaklara gönderme yapmak isteyen sanatçı şöyle diyor “ben depreme gitmedim, deprem bana geldi.”. Eser üzerinde 8 şiir yer almakta;

-Düğüm olmuş ağaçlar  -Paramparça dünya çökmüş cennet

-Taş kesilmiş bir deprem  – Sular altında bir dağ

-Kayıp ruhlar ve öylece dolaşan hayaletler  -Sürüklenen tahtalar

-Kitle mezarlığı -Gizli bahçe ve eriyen şehir

Sefatoryum/Camila Rocha;

“Sefa” “toryum” ile mekansallık yaratan sanatçı bir kış bahçesi ile doğaya neo-pagan tarzda yerleştirme yapmış. Salıncak, tabure, çiçek sehpaları ile bir kış bahçesi kuran sanatçı mekana verilen kuş sesleri ile huzurlu, hoş vakit geçirmenizi sağlayacak bir alan yaratmış.Devasa bitkilerin tavandan sarkıtmasını hayalci ve pastoral bir doğa tecrübesi yaşatmak için yerleştirdiğini düşünüyorum

Bunun dışında ayna etkisi ile mekanın hacmi ve algısıyla oynaması büyülü bir yer oluşturmuş. Tim burton filminden çıkmış bir sahne gibiydi.

...

Yorumu Doğrula *

Recommended Posts
Want The Fashion Contact

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.