Doğum Hikayem

11:10’da “neden bu bebiş gelmiyor?” diye gittiğimiz muayenemizde 7 cm açıklığım olduğunu öğrendiğimde “oh be geliyor!” diye eşimle gözyaşlarına boğulduk. Tamam itiraf ediyorum ben daha çok ağladım.

Yatışımı yapmak için odama çıktığımda ince ince adet ağrıları dışında pek bir şeyim yoktu. Bu esnada odamda oyalanmak adına bol bol merdiven inip çıkıp,yürüyüp,sizlere snap attım. Sorularınıza yetişmeye çalıştım ve güzel dileklerinizi okuyarak minnet duygusu ile doldum. Bu arada lavman yaptırdım çünkü doğum esnasında bebeğinizin mikrop kapmaması açısından bu sağlıklı bir süreç geçirmenizi sağlıyor.Epidurali en baştan skolyozum olduğu için ve de ileride omurga,omuz ağrısı,migren çekmemek adına istemedim. Anestezist ne kadar iyi de olsa eğer vücudum bu ağrının eşiğine katlanabilecekse ,dışarıdan müdahaleye de gerek yoktu.

15:00 civarı hala suyum gelmediği için beklemedeydik… açıklığım 8 cm’e gelince doğumun başlaması gerektiği için dr’mla suyumuzun gelmesine karar verdik. Kesemizi patlattık. Ve işte sancı o andan sonra başladı. Tarif edilemeyen bir acı hissi gelip 1 dk kadar süre ile ağzıma sıçtı en son “ben epidural istiyöööğğğrrmmm!” diye bağırdığımı ve açıklığın 9 cm olup doğumhaneye götürülürken kapının önünde yere yatıp ıkınmaya karar verdiğimi hatırlıyorum. Sancı geçtiğinde ise istediğiniz hareketi yapmanız için geçen süre çok kısıtlı o yüzden bir güçle hemen doğum masasına yatıp 2. sancının gelmesi ile Sibel ebemin “sancınla ıkınabilirsin!” dediğini hatırlıyorum. “Sibel hanım epidural alayım nolurrrr!” diye çığlığı bastığımda.”Doğum bitmek üzere ne epidurali?” dediğini ve benim bir şok ve gelen özgüvenle sancılarımı karşılama kararı aldığım o acı saniyeler.

Sonrasında 10 cm açıklık ve saate baktığımda 16:02’ydi. Dr’m geldiğinde 3 sancı geçirmemle ve son ıkınmam ile Liya’yı kucağıma almam bir oldu.

16:30 Daha göbek bağı üzerinde ve plesantanın gelmesini bekliyorduk. Plesantamda göbeğe uygulanan masaj baskıları ile 5 dk’da geldi.

İlk söylediğim “kızım sen beni ne çok beklettin?!” diye isyanı basmam, ağlamaya çalışırken oksitosine yenik düşen bedenimle herşeyi unutup o minik bedene bağlanmam, kokusunu içine çekmem, durmaksızın gülmem. Ve dünyada ki herşeyin anlamsızlaştığı o dakikaları yaşamak. O gözler size muhtaç dolu bakarken o cam gözlerde kendinizin merhametini görmek.

Her anını,acısını ve imkansızlığını yaşadığım bu doğal doğumda bana kendime inanmamı sağlayan insanlardan başta anneme ve nefes teknikleri ile sancıları karşılamama yardımcı olacak pozisyonları öğreten @doula_deniz ‘e ,kaslarımı bu evreye hazırlayan @damlasalyogapilates ‘e yeniden çok teşekkür ediyorum. Ve elbette doktorum Hüseyin Ceyberi’ye, doğumumu yaptıran Medine Meltem Adaoğlu’na, muhteşem ebem Sibel Hanım’a ne kadar teşekkür etsem az. Tüm pozitiflikleri ve sakinlikleri ile hep yanımdaydılar.

 

Bunun dışında Tavsiyelerim mi?

-Hazılanın! pilates,yoga,yürüyüş,kegel egzersizi… ne olursa?! vücudunuzda ki kasları geliştirin.

-Ruhen inanın! Bebeğinize ve bedeninize güvenin,inanın.

-Kulaklarınızı tıkayın! gebelik hikayelerini anlatanlara,prenses doğumu övenlere, negatif karakterlere.

Her beden her rahim her ruh şu dünya üzerinde farklı adımlarla ilerler geleceğe. ve son olarak…

vücudunuz nasıl bir değişime uğrarsa uğrasın onu sevin,rahat olun,kendiniz ile barışık kalmayı felsefeniz haline getirin.

Çünkü mutlu anne mutlu bebek!

S.

Yorumlar
  • Arzum

    Güzel arkadaşım benim resmen okurken saniye saniye yaşadım her anı… İçim gitti doğum anlarında. Sonra sen Liya’mın gözlerinin içine bakarken gözlerim doldu, kalbim ısındı … Seni de Liya’mı da çook seviyorum! Allah her şeyi gönlünüze göre versin inşallah! Bol bol fotoğraf bekliyoğruuuuz 😍

...

Yorumu Doğrula *

Recommended Posts
Want The Fashion Contact

We're not around right now. But you can send us an email and we'll get back to you, asap.